Mobil SEO Teknikleri ve En İyi İpuçları – A ‘dan Z’ ye Herşey

Söz konusu arama motoru optimizasyonu ve diğer dijital pazarlama süreçleri olduğu zaman yıllar yılı en çok duyduğun cümle nedir diye sorsalar, cevabım büyük bir ihtimalle “Bu yıl mobilin yılı olacak” olurdu. Bilmem farkında mısınız ama artık “her yıl” mobilin yılı; zira mobil kanallar diğer tüm kanalları çoktan sollamış durumda. Mobilin bu denli önemli hale geldiği bir dünyada tabii ki mobil SEO da adeta altın değeri kazanıyor.

Bildiğiniz gibi Google’ın mobil uyumluluk güncellemesi 2015 yılında devreye girmiş, ardından da 2018’in başında tarama önceliğini yüzde 80’e yüzde 20 gibi devasa bir oranla mobil taramaya vereceğini açıklamıştı. Mobil SEO’nun önemini anlamak için bu istatistikler dışında başka neye gerek var, bilemiyorum.

Bu yazımda mobil SEO süreçlerine dair bildiğim her şeyi sizinle paylaşacak, en etkili mobil SEO teknikleri üzerinde duracak ve benden mobil SEO danışmanlığı aldığınız takdirde ne gibi avantajlara sahip olacağınıza değineceğim. Mobil SEO yöntemleri rehberine hoş geldiniz!

Mobil SEO Nedir?

Mobil SEO temel olarak akıllı telefon ve tablet kullanıcıları için sitenizi optimize etme süreçlerinin tamamını kapsıyor. Mobil arama motoru optimizasyonu aynı zamanda site kaynaklarınızın arama motoru botları için erişilebilir bir hale gelmesini sağlayarak sitenizi mobil web üzerinden indekslenebilir ve mobil arama sonuçlarında belirebilir hale getiriyor.

Mobil SEO Nedir? - Ömer Akgün

Peki, mobil SEO’nun önemi nedir? Bunu kısaca yine çarpıcı bir istatistik ile cevaplamak mümkün. Google üzerinden yapılan aramaların yüzde 58’i, yani artık yarısından fazlası, mobil cihazlar üzerinden yapılıyor. Bu trendin çok hızlı bir şekilde büyüdüğünü de belirtmekte fayda var; zira yine Google verilerine göre mobil üzerinden gerçekleştirilen aramalar, desktop üzerinden gerçekleştirilen aramalardan toplamda 27.8 milyar daha fazla. Özellikle az önce bahsettiğim mobil uyumluluk güncellemesi öncesinde yükselmeye başlayan bu trend, 2015 yılında masaüstü ile mobil aramaların eşitlenmesine, ardından da 2016 yılı itibariyle mobil aramaların masaüstü aramaları aşarak devam etmesine tanıklık etmiş. Etkileyici rakamlar, değil mi?

Tüm bu veriler ve istatistikler göz önünde bulundurulduğunda artık arama motoru optimizasyonu süreçlerinin büyük çoğunluğunun mobil SEO süreçlerine döndüğü kanaatine varmak mümkün – en azından sitenizi Google dostu mobil site haline getirmeye çalışıyorsanız… Bugün, web üzerinden yapılan aramaların yüzde 95’i Google üzerinden yapılıyor; bu da ister istemez onu arama motoru pazarında ezici bir dominant güç haline getiriyor. Eğer Google size mobil öncelikli indeksleme yapacağını duyuruyorsa, rekabetin kızıştığı online dünyada ayakta kalmak istiyorsanız buna göre hareket etmek zorundasınız. O nedenle şu sorunun cevabını da bilmeniz gerekiyor:

Google’ın Mobil Öncelikli İndekslemesi Ne Anlama Geliyor?

Google’ın son dönemde devreye soktuğu mobil öncelikli indeksleme, arama motoru sonuçlarını sadece sayfanın mobil versiyonuna göre sıralıyor. Bu indekslemenin en önemli özelliği ise aramaların masaüstü üzerinden yapılması halinde bile bu önceliklendirmenin geçerli olması. Bu güncellemeden öncesinde Google’ın yan yana işleyen iki farklı indeksleme sistemi vardı; mobil versiyon indekslemesi ve masaüstü versiyon indekslemesi. Bugün kullanıcı olarak hangi cihazı kullanırsanız kullanın, Google size mobil indeksinde yer alan sonuçları gösterecektir.

Eğer web siteniz hali hazırda mobil uyumlu ise, yani;

  • Kaynaklarını tüm cihazlar üzerinden yükleyebiliyorsa,
  • Sitenizin mobil versiyonunda içerik gizlemiyorsa,
  • Mobil kullanıcıların beklentisini karşılayacak hızda yükleniyorsa,
  • İç linklemelerde ve redirect’lerde (yönlendirme linkleri) herhangi bir hata yoksa,
  • Ziyaretçilerinizin kullandığı cihazdan bağımsız olarak kusursuz bir UX deneyimi sağlıyorsa, mobil öncelikli indeksleme konusunda şanslısınız demektir.

Google’a Göre “Mobil” Nedir?

Çoğu kesim için “mobil cihaz” demek, akıllı telefon veya tablet demektir. Ancak Google için tam olarak öyle değil. Kendisi tabletleri kendine has bir klasmanda değerlendirerek mobil cihazlar söz konusu olduğunda genellikle tanıma tabletleri dahil etmediğini belirtiyor. Başka bir deyişle Google için “mobil eşittir akıllı telefon” demek mümkün. Bu, sadece akıllı telefona göre bir mobil SEO performansı göstermeniz anlamına gelmiyor; mobil uyumluluk çerçevesinde yapmanız gereken şey, sitenizi her bir cihaza göre optimize edilmiş hale getirmek.

Mobil SEO Nasıl Yapılır?

Bugün mobil SEO konusunda başarılı olabilmek için sitenizin öncelikle mobil cihazlarda sorunsuz bir şekilde çalışıyor olması gerekir. Başka bir deyişle mobil ziyaretçiler, mobil cihazlarını kullanarak sitenize girdiklerinde masaüstü web sitenizin mini bir versiyonu ile karşılaşıyorlarsa, ufak(!) bir sorun ile karşı karşıyasınız demektir.

Neyse ki çeşitli mobil SEO yöntemleri ile sitenizi mobile duyarlı siteler listesine sokmak mümkün. Bunu tek başınıza yapabileceğiniz gibi mobil SEO danışmanlığı veren bir SEO uzmanı ile çalışarak çok daha verimli sonuçlara ulaşmanız mümkün. Yazımın bu bölümünde sitenizin mobil versiyonlarını yönetebileceğiniz farklı mobil SEO tekniklerinden bahsetmek istiyorum.

Google Mobil Sıralama Faktörleri

Google ‘ın güncel mobil sıralama faktörleri içerisinde en önemlilerini aşağıdaki grafikte görebilirsiniz.

Google Mobil Sıralama Faktörleri

Mobil SEO Teknikleri: Üç Temel Mobil Site Örneği

 Söz konusu mobil SEO teknikleri olduğu zaman üç ana yöntemden bahsediyoruz demektir.

  1. URL’lerinizi ayrıştırma: Bu, aynı zamanda “m.” konfigürasyonu olarak da biliniyor. Bu ayarları yaptığınız zaman sitenizin bir adet ana desktop versiyonu, bir adet de mobil versiyonu olacak. Başka bir deyişle siteniz, kullanıcının hangi cihazı kullandığını tespit ediyor, ardından da onu kullandığı cihaza uygun şekilde optimize edilmiş URL’ye yönlendiriyor. Her ne kadar eskiden ayrı URL’ler arama motoru optimizasyonu süreçleri açısından büyük önem taşısa da artık mobil SEO yöntemleri arasında daha farklı ve daha popüler teknikler olduğunu söylemek mümkün. Bu konfigürasyonun artık eskisi kadar kullanışlı olmamasının ilk sebebi, bu iki URL yapısını oluşturmanın oldukça uğraştırıcı bir süreç olmasıdır. Bununla birlikte m. siteler, sürekli olarak SEO sorunu ürettiği için bu yöntem artık SEO danışmanları tarafından tavsiye edilmiyor. (Bu sorunlara sitenizde bulunan her bir içerik için birden fazla URL’ye ihtiyaç olması ve komplike bir canonical ve alternate etiketi süreci oluşturması da dahil.)
  2. Dynamic Serving (Dinamik Sunum): İçeriğinizi dinamik olarak sunmanız demek, tüm içeriğinizi aynı URL üzerinde sunmak demek. Bunu yaparken her bir kullanıcıya, kullandıkları cihaza bağlı olarak farklı bir HTML/CSS yapısı göstermiş oluyorsunuz. Dinamik sunum, söz konusu mobil SEO trendleri olduğu zaman kesinlikle m. versiyonlu sitelerden daha başarılı bir yöntem olarak kabul ediliyor. Ama tabii ki bu yöntemin de sıkıntıları yok değil. Dinamik sunum ile hazırlanan web sayfalarının en büyük sıkıntısı, mobil kullanıcılara desktop versiyon gösterme hatasına sık sık düşüyor olmalı. Bununla birlikte her bir yeni cihaz için içeriğinizin farklı versiyonlarını düzenli olarak üretmeniz gerekecek ve bunu yapmazsanız, siteniz yeni bir cihaz tanıyamayacak hale gelecek. Başka bir deyişle dinamik sunum her ne kadar m. versiyonlu mobil SEO tekniğinden daha başarılı bir teknik olsa da yine de SEO danışmanları tarafından birincil olarak tercih edilen bir yöntem değil.
  3. Responsive Tasarım: En iyisini en sona sakladığıma emin olabilirsiniz. Söz konusu mobil site SEO’su olduğu zaman başvurabileceğiniz en etkili mobil SEO tekniklerinin başında tabii ki responsive tasarım, yani mobil uyumlu tasarım geliyor. Responsive web tasarımı ile sayfanızın düzeni ve içeriğiniz, her bir bireysel kullanıcıya göre cevap ve tepki verebiliyor. İşin en güzel kısmı ise bu tekniği her bir cihaz için farklı HTML/CSS yapıları ya da farklı URL’ler üretmek zorunda kalmadan yapabilmesi. SEO dostu olma konusunda kimsenin responsive tasarımın eline su dökememesinin çok net sebepleri var:
    • Tüm içeriğiniz tek bir URL üzerinde birikir.
    • Diğer iki yöntem ile kıyaslandığında en az SEO temelli sorunu yaratan yöntemdir.
    • Kullanıcı deneyimi konusunda fazlasıyla kullanıcı dostu bir tasarım sunması ile ünlüdür.
    • Yönlendirme yapılmaz.
    • Google’ın tavsiye ettiği mobil tasarım tekniğidir.

E daha ne olsun?

Teknik Mobil SEO: Yapmanız ve Yapmamanız Gerekenler

Şimdi mobil SEO’da daha derinlere dalma vakti geldi. Genel SEO tekniklerinden bahsettikten ve sitenizi mobil uyumlu hale getirmek için ihtiyacınız olan temellerden bahsettikten sonra sıra teknik mobil SEO süreçlerinize geldi. Yazımın bu kısmında teknik mobil SEO süreçlerine değinerek sitenizin kusursuz bir biçimde mobil uyumlu olabilmesi için nelere ihtiyacınız duyacağınızın üzerinde duracağım.

  1. Google’ın mobil kullanılabilirlik (Mobile Usabilitiy) testinden faydalanın.

Mobil uyumluluk testi araçlarına yazımın ilerleyen kısımlarında daha detaylı bir şekilde değineceğim; şu an için mobil uyumluluk ve kullanılabilirlik konusunda en iyi bilmeniz gereken araç Google’ın mobil kullanılabilirlik aracı. Bu fonksiyonel araç Google Search Console arayüzünde bulunuyor ve size sitenizde herhangi bir mobil kullanılabilirlik sıkıntısı olup olmadığını belirtiyor. Bu aracı Google Search Console hesabınızın Search Traffic (Arama Trafiği) kısmındaki Mobile Usabilitiy (Mobil Kullanılabilirlik) sekmesinde bulmanız mümkün. Eğer sitenize gelen mobil kullanıcılar herhangi bir sıkıntı yaşıyorsa Google’ın bunu size bu arayüzde göstereceğinden emin olabilirsiniz.

  1. Google’ın her şeyi taramasına izin verin.

Yoksa siz hala Googlebot’u sitenizin kodunda bulunan JavaScript, CSS ya da benzer elementlere erişimini engelleyenlerden misiniz? Evet, belki eskiden bunu yapmak SEO açısından oldukça önemliydi, ancak bugün hala bunu yapıyor olmanız çok ama çok büyük bir hata. Neden mi? Çünkü Google’ın botları, sitenizi tamamıyla taramadan sitenizin mobil uyumlu olup olmadığını anlayamıyor. Ve botlar, sitenizin mobil uyumlu olup olmadığı konusunda kararsız kaldıklarında mobil öncelikli indeksleme dünyasında sizin tarafınızda olmaları imkansıza yakın.

Bu sorunu nasıl çözebileceğiniz ile ilgili ipuçlarım ise şöyle: Her şeyden önce sitenizin robots.txt dosyasını kontrol edin. Bu dosyaya Google Search Console üzerinden ulaşabileceğiniz gibi doğrudan siteniz.com/robots.txt adresinden de erişmeniz mümkün. Eğer dosyaya Google Search Console üzerinden erişiyorsanız Blocked Resources (Engellenmiş Kaynaklar) sekmesi üzerinden neyi bloklayıp bloklamadığınızı kolaylıkla görebilir ve gerekli düzenlemeleri yine aynı arayüz üzerinden yapabilirsiniz.

  1. Davetsiz pop-up’lara dur deyin.

İstisnasız herkesin pop-up’lardan nefret ettiğini söylesem, abartmış olmam, siz de şaşırmazsınız diye düşünüyorum. Bu noktada sizi şaşırtacak bir bilgi varsa, o da Google’ın da pop-up’lardan nefret ettiğidir. Evet, yanlış duymadınız; söz konusu mobil kullanıcılar olduğu zaman pop-up’a sahip olan bir site Google’ın gözünde çoktan eksi puanı almıştır demektir. Buradaki mantık çok basit: Google, kullanıcılarına kusursuz bir online deneyim ve mükemmel bir içerik bütünü göstermek istiyor. Eğer bu “mükemmel” içerik, devasa bir pop-up’ın arkasında gizli ise maalesef artık “kusursuz” bir online deneyimden bahsetmek mümkün olmuyor.

Tabii ki bu, sitenizdeki pop-up’ları tamamen kaldırmanız ve asla pop-up kullanmamanız anlamına gelmiyor. Google’ın onaylayıp onaylamadığı pop-up çeşitlerini Webmaster bloğu üzerinden takip etmeniz ve sitenizi ona göre optimize etmeniz gayet mümkün.

  1. “Google gibi getir” özelliğinden faydalanın.

Eğer siz de pek çok kişi gibi görsel olarak daha iyi öğrenen ve anlayan insanlardansanız Google Search Console’un “Google gibi getir” (Fetch as Google) özelliği çok işinize yarayacaktır. Mobil SEO süreçlerinizde neler yapmanız gerektiği ile ilgili teknik bir yapılacaklar listesine sahip olmak başka; sitenizi asıl cevher olan Google’ın gözü ile görüp ona göre hareket etmek bambaşka. Bu yüzden de sitenizdeki birkaç sayfa üzerinde “Google gibi getir” özelliğini kullanarak onu bir Googlebot gözü ile görmenizde fayda var.

  1. Hiçbir şeyi mobil kullanıcılarınızdan saklamayın.

Belli başlı içeriği sitenizden gizlemek ya da Javascript içerikleri bloklamak artık geride kaldı. Eskiden bu yöntemlerin izlenmesinin sebebi, bu tip içeriklerin site hızını doğrudan etkilemesinden oluşuyordu. Javascript ya da Flash içeriklerinizi mobil sitenizden blokladığınız zaman site hızı otomatik olarak artıyor ve teoride daha iyileştirilmiş bir kullanıcı deneyimi sunuyordu.

Ancak Google’ın mobil öncelikli indekslemesi ile birlikte sayfanızın mobil versiyonu, artık en az desktop versiyonu kadar “ana” hali. Bu yüzden de “ana” web sayfanızda mobil kullanıcılarınızdan içerik sakladığınız zaman bunu aynı zamanda Google’ın botlarından da saklamış oluyor, böylelikle belki de siteniz için yüksek önem taşıyan içeriği indeksleyememesine sebep oluyorsunuz.

İçeriklerinizin tamamının farklı cihazlar üzerinde görünebilir ve tabii ki indekslenebilir olduğundan emin olmak için sitenize pek çok farklı cihaz üzerinden girmenizde ve farklı tarayıcılar üzerinden testler yapmanızda fayda var.

Kullanıcı Deneyimi Açısından Mobil Site Tasarımı

Google’ın kullanıcıların siteniz ile nasıl etkileşime girdiğini ölçümleyen, Google RankBrain isimli bir algoritması var. Eğer RankBrain sitenizin mobil kullanıcılar için karmaşık olduğunu değerlendirirse tabii ki sıralamanız hatırı sayılır bir biçimde düşer.

Peki, sitenizin sadece mobil SEO uyumlu değil, aynı zamanda “kullanıcı” uyumlu olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Bunun da yöntemleri yok değil

  1. Mobil site hızınızı iyileştirin.

Sitenizin ne denli hızlı yüklendiği ile ilgili Google, sandığınızdan da daha yakınen ilgileniyor. Google’ın tavsiyesi, mobil kullanıcılar için sitenizin ideal olarak bir saniyenin altında bir hızda yüklenebiliyor olması. Tabii ki bu, her baba yiğidin harcı olmadığı gibi kolayca erişebileceğiniz bir nokta da değil. Ama neyse ki bunu yapmanıza yardımcı olacak pek çok farklı araç var. Bu araçların başında da elbette Google’ın PageSpeed Insights aracı geliyor. Araç sayesinde sitenizin hem desktop, hem mobil üzerinden ne kadar hızlı yüklendiğini tespit etmeniz ve gerekli iyileştirmeleri yapmanız mümkün.

  1. İçeriğinizi akıllı telefonlar üzerinde kolay okunur hale getirin.

Sitenizi mobil cihazlarından açan kullanıcılar içeriğinizi okumak için scroll etmek ya da gözlerini kısmak zorunda kalıyor mu? Eğer cevabınız evet ise, büyük bir ihtimalle bu iki hareketten birini yaptıktan sonra onları “Geri” tuşuna basmaya itiyorsunuz demektir. Teknik olarak mobil SEO’su yapılmış bir site, her zaman kullanıcı deneyimi açısından verimli bir site olmayabilir. Peki, bunu önlemek için ne yapabilirsiniz?

  • En az 14px’lik bir font kullanın.
  • En fazla 1-2 cümlelik, kısa paragraflar kullanın.
  • Tek bir satırdaki karakter sayınız en fazla 50-60 arası olsun.
  • Metin ile arka plan arasında bolca kontrast olduğuna emin olun. (İnsanların mobil cihazlarını çoğunlukla dışarıda kullandıklarını, bu yüzden de düşük kontrastlı içeriklerin okunabilirliğinin kaybolabileceğini unutmayın.)
  • Kaliteli ve faydalı içerikler yayınlayın.
  1. Anime içerik ve video için HTML5 kullanın.

Eğer içeriğinizde video embed ediyorsanız ya da sitenize giren kullanıcıları süslü animasyonlar ile karşılıyorsanız, büyük bir ihtimalle Flash içerik kodu kullanıyorsunuz demektir. Maalesef Flash, mobil cihazlarda açılan sitenize zarar verme potansiyeli en yüksek olan elementlerden bir tanesidir. Bunun yerine animasyonlu içerik veya video kullanırken HTML5’e geçiş yapmanızda fayda var.

  1. Bu üç UX tüyosunu hızlıca uygulayın ve anında etkisini görün:
    • Header’daki görselleri olabildiğince küçük tutun.
    • Bol bol “negatif boşluk” (negative space) kullanın. (Negatif boşluklar, metin, butonlar ve tasarım elementleri arasındaki boşlukları ifade ediyor ve mobil siteler için gerçekten çok önemliler.)
    • Sosyal medya paylaşım butonlarınızı bir sekme barı olarak konumlandırın.

Mobil Uyumlu Siteye Geçişte Yapılan Hatalar

Şimdi de konu, mobil uyumlu siteye geçişte yapabileceğiniz görünmez hatalara geldi… Google’ın bile bu durumun farkında olduğunu söylemek mümkün; zira kendisi, webmasterların bu zamana kadar mobil geçiş sürecinde en sık düştüğü yaygın hataları içeren bir rehber bile hazırlamış. Bu hataları açıklayıcı bir şekilde aşağıda özetledim.

  1. Bloklanmış JavaScript, CSS ve İmaj Dosyaları

Yazımın önceki kısımlarında da bahsettim, ama burada yine değinmekte fayda var: Eğer Google botları JS, CSS ve görsel dosyalarına erişemezse sitenizi indekslemesi çok daha zor olur. Bunun nedeni ise botların sitenizi kullanıcıların gördüğü gibi görememesi.

Nasıl düzeltilir? Daha önce de belirttiğim gibi robots.txt dosyanıza erişerek gerekli düzenlemeleri yapmanız mümkün.

  1. Oynatılamayan İçerik

Google’ın görmek istediği en son şey, kullanıcıların erişemediği bir video görmek. Takdir edersiniz ki bu, bir kullanıcının bir web sitesi üzerinde yaşayabileceği en sinir bozucu deneyimlerden biri. Flash gibi pek çok içerik türü tüm mobil cihazlarda oynatılamıyor, bu da ister istemez onları oynatılamayan içerikler kategorisine sokuyor.

Nasıl düzeltilir? Bu çözümü de yazımın önceki kısımlarında vermiştim; videolarınızı embed etmek için HTML5 standartlarına uygun bir kod yazmanız yeterli olacaktır. Google Web Designer uygulamasını kullanarak da çok daha basit ve hızlı bir şekilde animasyonlu ve Flash içeriklerinizi standardize etmeniz mümkün.

  1. Yanlış Yönlendirmeler

Bu durum, çoğu zaman farklı mobil URL’ler yarattığınız zaman meydana geliyor, çünkü bu sefer kullanıcılarınızı her bir desktop URL’sinden ilgili mobil URL’ye yönlenmeye zorlamış oluyorsunuz. Maalesef bu geçiş sürecinde pek çok webmaster hataya düşerek her mobil kullanıcıyı desktop ana sayfasına yönlendirmekle kalıyor. Kim tıkladığı bir sayfaya gitmek yerine tekrar ana sayfaya yönlenmek ister ki?

Nasıl düzeltilir? Bu sorunun çözümü oldukça basit; tavsiye etmiş olduğum gibi responsive web site tasarımı kullanın gitsin. Otomatik olarak aynı içeriği hem desktop hem akıllı telefon kullanıcılarınıza gösterebileceğiniz bu mobil SEO tekniği sayesinde olası yanlış yönlendirmeleri de çok daha kolay bir şekilde yakalayıp düzeltmeniz mümkün.

  1. Sadece Mobilde Gelen 404’ler

Bazen markaların web siteleri, masaüstü anasayfada sıkıntısız çalışan bir sayfayı farkında olmadan mobil cihaza düştüğünde 404’e düşürebiliyor. Buradaki kilit nokta, mobilde sunulan sayfanın desktoptaki ile birebir aynı olmasını, böylece mobile yönlendiği zaman 404’e düşmemesini sağlamak.

Nasıl düzeltilir? Google Webmaster Tools üzerinden Crawl Errors raporunu kontrol ederek akıllı telefon sekmesindeki 404 hata veren URL’leri tespit edebilirsiniz. Bu sorunun kökten çözümü ise yine tabii ki responsive tasarım.

  1. Uygulama İndirme Sıkıntıları

Eğer markanızın kendine ait bir mobil uygulaması varsa, uygulamanın indeksleniyor olması ile ilgili herhangi bir sıkıntı yaşamadığınızdan emin olmalısınız. Başka bir deyişle kullanıcılarınızın devasa bir uygulama reklamı yerine sayfanın içeriğini görmelerini sağlamanız çok önemli.

Nasıl düzeltilir? Uygulamanızı tanıtmak için basit ve sade bir banner kullanın. Bunun için Google’ın önerdiği araç, Smart App Banners.

  1. Yavaş Mobil Sayfalar

Eğer sayfanız yavaş yükleniyorsa bu özellikle mobil arama sonuçları için büyük bir sıkıntı oluşturacaktır, çünkü mobil üzerinden arama yapan kullanıcıların büyük bir kısmı hareket halindedir ve bekleyecek vakte sahip değillerdir.

Nasıl düzeltilir? Bu can sıkıcı sorunun yegane çözümü, tabii ki Google PageSpeed Insights. Bu araç sayesinde mobil sayfalarınızı yavaşlatan sebepleri bir bir tespit etmeniz ve düzeltmeniz mümkün.

Mobile Geçişte İşinize Yarayacak Araçlar

Yazımın genelinde yeri geldikçe mobil uyumluluk süreçlerinize dair kullanabileceğiniz araçlara değindim. Şimdi hepsini bir araya getirme zamanı. Sitenize mobil geçiş sürecinde yardımcı olacak ve işinizi büyük ölçüde kolaylaştıracak uygulama ve araç tavsiyelerim şu şekilde:

Mobil Uyumluluk Testi Araçları

Az evvel ele aldığım araçlar mobile geçiş sürecinin tamamında, size farklı noktalarda spesifik olarak hizmet edecek kullanışlı web site ve uygulamalardan oluşuyor. Şimdi ise mobil uyumluluk konusunda kendinizi test edebileceğiniz, kullanışlı ve popüler uygulamaları paylaşacağım:

  • W3C Mobil Test Aracı: Web üzerinde kullanılan kodların tarayıcılar ile uyumlu olabilmesi için kodunuzu standardize eden bu araç ile sitenizin mobil versiyonunu kolaylıkla test edebilirsiniz.
  • Google Mobile Testing: Tabii ki mobil uyumluluk araçlarından bahsederken sevgili Google’ımızın mobil test aracına değinmeden olmaz. Google Mobile Testing uygulaması, mobil görünümü sunmak amacıyla şekillendirilen bir test aracı olarak biliniyor.
  • iPad Peek: Sadece Apple cihazlarına özel test örnekleri sunan bu araç, iPad ve iPhone’larda sitenizin mobil versiyonunun nasıl göründüğünü gözler önüne seriyor.
  • Gomez: Bu araç ise web sitenizin mobil performansını farklı ülkeler üzerinde ölçebilme yeteneğine sahip. Aracı kullanmak için tek yapmanız gereken üye olmak ve test etmek istediğiniz ülkenin bilgilerini girip “Ödemeden Önce Dene” seçeneğine tıklayarak ücretsiz bir test gerçekleştirmek.
  • Google Chrome Developer Mode: Google Chrome tarayıcısının yerleşik bir geliştirme eklentisi olan bu “yazılımcı modu”, akıllı telefon modunu seçtiğiniz takdirde size bir mobil cihaz simülatörü sunacaktır. Bu geliştirici modda hem online hem offline değişiklikler yapabileceğiniz gibi ekranda görünen kodları anlık olarak değiştirebilir ve önizleme yaparak sayfanızın farklı versiyonlarını canlı olarak test edebilirsiniz.

Sonuç: Mobil SEO’ya Sahip Çıkalım.

Mobil SEO ve mobil uyumluluk süreçlerine dair sizlerle paylaşabileceğim tüm bilgileri bu rehberde derlemeye çalıştım. Mobilin giderek en önemli kullanıcı kanalı geldiği bir dünyada siz de mobil SEO’ya gereken önemi verdiğiniz takdirde kısa bir süre içerisinde olumlu sonuçlar elde edebilirsiniz. Tarafımdan mobil SEO hizmeti almak için ise tek yapmanız gereken benimle iletişime geçmek.

Peki, ya sizin siteniz mobil ile uyumlu mu? Mobil uyumluluk süreçlerinde ne gibi sıkıntılar ile karşılaşıyor ve nasıl çözümler üretiyorsunuz? Benimle paylaşmayı unutmayın!

Hemen Sende Yorumunu Yazabilirsin